|
Adres |
Salihli İzmir
Asfaltı Üzeri 7 Km.
Salihli - Manisa / TURKEY |
|
Telefon |
|
+ 90 236 724 32
32 |
|
Fax |
|
+ 90 236 724 32
33 |
|
E-Mail |
|
info@ozkahraman.com.tr |
|
alparslan@ozkahraman.com.tr |
 |
 |
|
|
|
 |
İnsanoğlunun parçalı gereçlerle yapı oluşturma serüveni
mağara düzeninden, yerleşik topluluklar düzenine geçmesi ile
başlar. Doğada bulunan taş, ahşap, saz, kamış gibi
gereçlerle oluşturduğu ilk yapılar, bu malzemelerin
bulunmadığı veya az bulunduğu bölgelerde insanları arayış
içine itmiştir. Sonuçta; çevresinde bolca bulunan toprağı
yapıda kullanabilmek için onu biçimlendirip dayanıklı hale
getirmiş, kerpici bulmuştur. Kerpicin uzun ömürlü olmaması ,
dış etkenlerden çabuk bozulması; killi toprağın pişirilmesi
ile giderilmiştir. Böylece ilk tuğla gereci, insanlığa
kazandırılmıştır. Zamanla teknolojideki ilerlemeler imalata
yansıtılmış ve tuğla , mimarideki gerçek yerini almıştır.
Tuğla isminin Latince TEGULA kökünden geldiği
varsayılmaktadır. İlk tuğla uygulamalarının Mezopotamya 'da
yaygın biçimde yapıldığını biliyoruz. Günümüze kadar pek az
örnek kalmasına rağmen, kalıntıların restorasyonu ile güzel
sonuçlar elde edilmiştir. Daha sonra tuğlanın en bilinçli
kullanımı Romalılarda görmekteyiz. İtalya'daki tüm Roma
devri yapılarında bu açıkça görülür. Tuğla taşıyıcı yapı
gereci olarak kullanılmış, yapıların dış yüzeyleri mermer ya
da sıva ile kaplanarak korunmuştur.
Sırlı tuğlanın kullanımı ise M.Ö. 10. yüzyıldan sonra
görülmektedir. Ortaçağda tuğla; Romanesk mimarinin en önemli
ögesi olarak, görkemli biçimde karşımıza çıkar. Özellikle
İspanya ve Almanya'daki dini yapılar çarpıcı örnekleri
oluşturur.
|
|
|
 |
Doğu'da ise Perslerle başlayan bilinçli tuğla kullanımı ,
daha sonraki devirlerde gelişmesini sürdürerek Sasani ve
Abbasi yapılarında yaygınlaşır. Kargani Sarayi, Samarra
Camii günümüze kadar gelmiş en güzel örnekleridir.13.yy da
ise batıdakilerle yarış edebilecek düzeye gelmiştir. M.S.
12. Y.y da Selçuklularda , pişmiş yapı gereçlerini hem taş
ile birlikte taşıyıcı olarak, hem de sırlı çini şeklinde
cephe kaplaması olarak görmekteyiz. Sivas Gökmedrese , Konya
İnce Minareli Camii, Harputlu Ulu Camii belirgin
örnekleridir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta
tuğla gerecinin 9 asır dış etkenlere karşı koyup birçok taş
cinsinden fazla dayanım göstermesidir.
|
|
|
 |
Osmanlı Mimarisinde tuğla taşıyıcı eleman olarak kubbe
yapımında, kemer yapımında sıkça kullanılmıştır. Bazen de
kesme taş duvar örgüsünde yatay yüzey elde etme ve hatıl
oluşturma için taşla birlikte kullanıldığını görmekteyiz.
Osmanlı sivil mimarisinde ise tuğlanın ahşap karkas içinde
dolgu malzemesi olarak kullanılması yaygındır. Tanzimat
sonrası batılaşmanın etkisi ile yine sivil mimarimizde
sıvasız tuğla yapı örneklerine İstanbul'da sıkça
rastlamaktayız.
Romanesk mimari akım 19. Ve 20. Yy Avrupa mimarisine çok
etkili olmuş ve İtalya, Almanya, İspanya başta olmak üzere
tüm Avrupa ülkelerinde tuğla, mimarinin vazgeçilmez ögesi
olarak kalıcı bir yer edinmiştir. Yalnızca tarihsel bir
yaklaşımla, yaygın tuğla kullanımını ilişkilendirmek yanlış
olur. Tuğlanın yapı gereci olarak mükemmelliğini de gözardı
etmemek gerekir. Dış etkilere karşı dayanıklı olması,
yalıtım özelliği , kolay kullanılır olması, sıva
gerektirmemesi, bakım kolaylığı , bunlara ek olarak güzel
bir görünüm vermesi, kullanımını yaygınlaştırmıştır.
Önceleri yığma sistemin ayrılmaz parçası olan tuğla,
betonarme karkas sistemlerde de terkedilmemiş, bu defa
kaplama gereç olarak karşımıza çıkmıştır.
|
|
|
 |
19. yy da başlayan Artnouveau, tuğlanın yine yaygın
kullanıldığı dönemdir. Kaldı ki bu akımda cephelerin aşırı
süslenmesi, metal ferforje elemanlarının sıkça kullanılması,
tuğla kullanımını engelleyememiş, günümüze kadar güzel
örnekler kalmıştır. Artnouveau bize tuğlanın cephede çelik
ile uyum içinde kullanılabileceğini göstermiştir. |
|
|
 |
Bir mimari tasarımda cephelerde tuğla kullanılacaksa, bu
önceden kabul edilip tasarım ona göre oluşturulur. Ülkemizde
pek az yapı bu şekilde tasarlanmıştır. Geri kalan
uygulamalar sonradan tuğla kullanımına karar verilmiş
çalışmalardır. Çağdaş mimarinin temsilcilerinden Mario
Bottai , Aldo Rossi gibi ustaların yapıtlarına baktığımızda
tuğla kullanılacağı kabul edilerek tasarlanan bu yapılardaki
denge, uyum ve bütünlük açıkça görülmektedir. Ayrıca dikkat
edilecek bir nokta da ; tuğlanın taş, beton, çelik, cam ,
v.b. tüm gereçlerle şaşırtıcı bir görsel uyum göstermesidir.
Yrd. Doç. Dr. Kutlu ALEMDAR |
|